Saygı mı İtaat mi?

Sizce bir çocuk ne yaparsa büyüklerine saygılı bir çocuk olmuş olur? Ya da daha derinde sorgulanması gereken soru şu ki; saygı bizim için neyi ifade ediyor? Aklınıza gelen ilk cevabı ben tahmin etmeye çalışayım. ”Büyüklerin sözünü dinleyen” çocuk saygılı çocuktur. Ne kadar soyut bir kavram değil mi? Söz dinleyen çocuk… Nasıl olacak bu? Zira söz dinliyor gibi gözüken çocuk ya bizi hiç takmıyorsa? Şimdi görünürde istediğimizi yaptı, sözümüzü dinledi diye bu çocuk saygılı mı oldu? Hiç sanmam.

Bu durum yalnızca çok ama çok zeki olan çocuğunuzun sizin şifrenizi çözmüş olması anlamına geliyor. Yani çocuğunuz sizin pause tuşunuzu bulmuş. O, sesiz kaldığında yada isteğinizi yaptığında bir süre sonra siz de ”Herhalde hatasını anladı!” diye düşünüp konuşmayı ve öğüt vermeyi bırakıyorsunuz. Tabi bu sükunet bir sonraki olaya kadar ancak korunabiliyor. Sonrası malum… Zavallı çocuk için ”Ben duvara mı konuşuyorum?” isimli parça playlist’lerde yeniden çalmaya başlıyor.

İşte tam burada ebeveynlerin öğrenmeleri ve pratikte maruz kaldıkları durum arasındaki fark açığa çıkıyor. Zira bu zamana kadar bize öğretilen şey; kontrol edilemeyen güçlerin baskı ve korku ile kontrol edilebileceği yönünde oldu. Çocuk da çoğu zaman ebeveyn gözünde bu kontrol edilemeyen güçlerden biri olabildiğine göre ebeveyn çocuğu ”söz dinleyen bir çocuk” haline getirmek için çareyi baskı ve korku temelli bir davranış yöntemi izlemekte buldu. Fakat unutalan bir şey vardı. O da baskı ve korkunun hiç bir zaman için uzun süreli çözümü sağlayamadığıydı. Şayet öyle olsa bugün monorşi hala hüküm süren bir yönetim biçimi olurdu.

Öyleyse Ne Yapacağız?

Şimdi içinizden ”Ordan oturup sallaması kolay birde seni pistlere alalım!” diyor olabilirsiniz. Öncelikle kesinlikle bu yazının amacı ebeveynleri kötüleyip çocuk-ebeveyn arasında bir saf oluşturmak değil! Çünkü ebeveynlikte öğrenilen bir şeydir ve bu öğrenme süreci iki basamaktan oluşmaktadır. Birinci basamağını bizim anne ve babamızdan gördüğümüz davranış modelleri oluşturmaktadır. Yani anne ve babalığı kimden öğrendiğimiz mevzusu. Neticede insan öğrenmelerinin çoğunu taklit yolu ile gerçekleştirmektedir. İkinci basamağı ise hamilelik dönemi ile başlayan ve bir ömür boyu süren çocuk ile öğrenmedir. Dolayısıyla çocuk yetiştirmek ile ilgili tüm bilgileri biliyor olsanız dahi bunun pratikteki gelişimi muhtemelen bilgi düzeyiniz ile paralel ilerlemeyecektir.

Çocuk Sevgi ile Büyür

Ne yapacağız? sorusuna gelecek olursak da ilk önce karşınızdaki canlının yazılımında yalnızca somut ifadeleri anlayacak bir donanım olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Yani siz  çocuğu yalnızca korkutmak amacıyla tehdit ettiğinizi sanıyor olabilirsiniz ama bu onun için pek de şaka olarak algılanmayacak ve kaygı seviyesini arttıracaktır. Dolayısıyla çocuk ona savurduğunuz cezaların hepsinin yükünü omuzlanacak ve suçluluk psikolojisi yaşayacaktır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi çocuğun size itaat etmesini sağlamak da kalıcı bir çözüm olmayacaktır. Yapılacak en güzel şey çocuğu sevmek. Tabi her şeyde olduğu gibi bu duyguyu da dozunda kullanmak gerekmektedir.

Bugün bir diğer uç boyut olan sınırsız çocukları da görüyoruz. Anne-baba çocuğa o kadar çok sevgi besliyor ki bu artık çocuk için olumsuz bir hal almaya başlıyor. Çocuğun her istediğini elde edince mutlu olduğunu düşünmek gibi bir yanılgıya düşen anne-baba buna kılıf olarak da ”ben yaşayamadım, o yaşasın” bahanesini uyduruyor. Fakat burada daha ilginç olanı sınırsızlık ile çocuğa seçim hakkı verdiğini iddia eden anne-babanın kendi yaşamak istediklerini çocuğuna yaşatmaya çalışması oluyor. Aslında çocuk kendi seçimini kendi yapmıyor. Anne babasının seçmek istediklerine doğru itilmiş oluyor.

Sınırsızlık Felakettir

Öncelikle şunda hemfikir olalım. Ebeveyn olarak sınırlar koymak ve çocuğun öngöremeyeceği konularda çocuk adına karar vermek bir yanlış değildir. Bu çocuğa saygısızlık veya baskıcı bir yöntem de değildir. Örneğin tabi ki çocuk kendi kıyafetine kendi karar verebilir. Çok soğuk bir havada incecik şeyler giymek istemediği takdirde bu kararın ona hiçbir zararı olmayacaktır(Bu konuda -yaşa göre- çocuğun yararı için seçenekleri azaltıp makul seçenekler arasından seçim yapmasını sağlayabilirsiniz.) Fakat çocuk her öğün fast food beslenme çeşidini seçti diye çocuğu diyabet ve şeker hastası yapmanın da bir anlamı yoktur. Yani çocuğuma saygı duyuyorum, onunda bana saygı duymasını istiyorum diye çocuğa yaşından büyük sorumluluk yüklemek onun karar mekanizmasının gelişmesine pek de katkı sağlamayacaktır.

Özellikle de yalnızca anne babayı ilgilendiren kararlarda çocuğa fikir sormak onu gereksiz bir yük altında bıracaktır. ”Annenle ayrı evde yaşamamız nasıl olur?”, ”Yeni bir kardeş ister misin?” gibi ailenin gelecekteki seyrini etkileyecek ve doğrudan anne-babayı etkileyecek soruları çocuğa sormak gereksizdir. Anne-baba bir otorite figürü olmalı ve bu otorite güçler birliği ilkesi ile sağlanmalıdır. Bunun yanında bu otorite çocuğun istek ve ihtiyaçlarına duyarlı olmalı, topluma itaat eden değil kendini ifade edebilen çocuklar kazandırmalıdır.

Buradan anasayfaya dönebilirsiniz. Buradan tavsiye edilen videodaya ulaşabilirsiniz.

 

Okumalısın!

İnsanoğlunun Yeni Uzvu: Cep Telefonları

Bugün neredeyse herkesin elinde bir akıllı telefon mevcut. İş için kullanılan ikinci telefonları bu hesaplamaya dahil etmiyorum bile. Hatta bu durum öyle bir hal...

Can Sıkıntısı Neden Can Sıkar?

''Canım sıkıldı'' ifadesini kullanmayanımız yoktur sanırım. Peki ama nedir bu şiddetle kaçınmaya çalıştığımız can sıkıntısı? Bugün üzerine çok konuşulmayan ve konuşmayı da çok sevmediğimiz...

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Rehberi

Sınav kaygısı yaşamayanımız yoktur sanırım. Fakat nedense herkes var olan sınav kaygısıyla nasıl başa çıkacağını düşünür ama kimse neden sınav kaygısı yaşadığını düşünmez! Beni...

Bizi Takip Edin!

33,313BeğenenlerBeğen
12,345TakipçilerTakip Et
44,123TakipçilerTakip Et
5,554AboneAbone Ol