Mutluluk Noktası Nedir?

Canınız sıkkın olduğunda ne yaparsınız? Yada tam tersi kendinizi ödüllendirmek isteğinizde aklınıza ilk gelen şey nedir? Ben tahmin edeyim. Tatlı yemek. Evet bu gibi durumlarda genelde akılımıza gelen ilk şey şekerli ve çikolatalı yiyecekler tüketmek oluyor. Örneğin bir kutlama yapacaksak muhakkak güzel bir çikolatalı pasta masanın baş köşesinde yerini alır. Veya dönemsel olarak hissettiğimiz duygusal düşüş karşısında modumuzu yükseltmek için hemen şekerli yiyeceklere sarılırız. Peki şekerle olan bu kuvvetli ilişkimiz yalnızca biyolojik ihtiyaçlarımızdan mı kaynaklanmaktadır?

Şeker Tüketimi ve Öğrenme

Tüm bu durumlarda şeker kullanımının biyolojik açıklamaları olduğu gibi şekere atfedilen değerin öğrenme süreçlerimizle de oldukça ilişkili olduğu bir gerçek. Şekere atfedilen değer konusunda güzel bir örnek verecek olursak bu konudaki en somut örneği Osmanlı Saraylarında bulabiliriz. Osmanlı İmparatorluğuna ilk kez şeker geldiği zaman saray halkına şeker ile yapılmış tatlı ikram edilirken, asker ocaklarına balla yapılan tatlının ikram edildiğini duyduğumda; şekerin tüketiminin öğrenme ile ne kadar ilişkili olduğunu da anlamış oldum. Oysaki bal içerik olarak da lezzet olarak da şekerden daha kaliteli bir tatlı kaynağı olmasına rağmen şekere atfedilen değer sayesinde bir anda şeker daha popüler bir konum kazanmış oluyor.

Bugün reklemların amaçladığı şey de ”şekerin insanı mutlu ettiği” yönünde bir öğrenme kazandırmak değil mi? Dışarıdan eve gelip direk buzdolabındaki dondurmaya sarılan, çikolata krizine giren ve aynı çikolatadan birden fazla tükettikten sonra ancak rahatlayabilen kadınlar(ki ben henüz arka arkaya birden fazla çikolata tüketip mutlu olan bir kadın görmedim)… Dahası günümüz haz odaklı yaşam tarzının beslenmemiz üzerindeki etkisi de bunu destekler nitelikte. Yani bu bir döngü halinde ilerliyor. Mutlu olmak isteyen insan şeker tüketerek kısa süreli bir uyarım yaşıyor(mutlu olduğunu sanıyor), pazarlama dünyası da mutlu olmak için yapman gereken yalnızca şeker tüketmek diyerek bu döngüyü beslemiş oluyor.

Şeker Bizi Nasıl Etkiliyor?

Neden bu sayfada beslenme konusunu ele aldığımı açıklayacak olursam; özellikle tükettiğim besinlerin besleyicilik değeri düştükçe kendimde gözlemlediğim bir dizi duygusal dalgalanmanın farkına varmam sayesinde böyle bir yazı yazmaya karar verdim. Bunun üzerine izlediğim ”That Sugar” isimli belgeselde de yanlış beslenmenin insanın duygusal ve fiziksel işlevlerine verdiği zararı gördükten sonra psikolojik sağlığımızın tükettiğimiz besinlerle ne kadar ilişkili olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Bu yüzden bu yazımızda bu konuyu ele almanın önemli olduğunu düşünüyorum.

Belgeselde anlatılmak istenlere kısaca değinirsek; belgesel Amerika’da şekerin nasıl bu kadar yaygın olarak kullanılmaya başlandığının tarikçesini anlatarak başlıyor. Sırf kalorisi daha az olsun diye yağ yerine şeker kullanılan paketli ürünlerin görünüşte sağlıklı olarak nitelendirilmesinin yalnızca bir pazarlama takdiği olduğunu izlerken de görebilirisiniz. Zira baş kahramanımız yaptığı deneyde aldığı kalori miktarını değiştirmeden yalnızca ”piyasadaki sağlıklı gıdaları” tüketmeye başlıyor ve sonuç gerçekten inanılmaz.

60 gün boyunca günde 40 çay kaşığı şekeri tüketmek için hiçbir ”abur cubur” yemesine ve asitli içecek içmesine gerek kalmıyor. Bu 40 çay kaşığı şekeri hazır meyve sularından, ice tealerden, hazır meyveli yoğurtlardan, diyet diye pazarlanan mısır gevreklerinden ve paketli burger ekmeklerinden karşılayabiliyor. Üstelik dediğimiz gibi aldığı kalori miktarını değiştirmeden yalnızca beslenme tarzını değiştirmesiyle bile deneyin ilk 15 gününde tam 8 kilo almış oluyor. Dolayısıyla aslında bizler de hergün farkında olmadan onlarca gram şeker tüketmiş oluyoruz.

Mutluluk Noktası Nedir?

Mutluluk noktasını(bliss point) keşfeden kişi Howard Moskowitz isimli bir pazar araştırmacısı ve psikofizikçidir. Keşfettiği şey ise hazır gıda sektörünün başına gelmiş en güzel şey diyebiliriz. Howard Moskowitz’in keşfettiği şey bizlerin haz eşiği yani tükettiğimiz besinden aldığımız maksimum lezzet sınırı. Öyle ki örneğin içtiğiniz kola biraz daha şekerli olsa bir daha onu içmek istemeyeceksiniz. Fakat insanların haz noktasına göre üretilmiş bir kola sürekli tüketilmek istenen bir içecek haline geliyor. Dolayısıyla bu sisteme göre üretilmiş besinler kişide adeta bağımlılık yapıyor ve kişi tadını öğrendiği besini tekrar tekrar tüketmek istiyor. Bu paketli gıdaların, kolanın, hazır tavuk ve makarna soslarının neden bizim damak tadımıza bu kadar lezzetli geldiğini açıklayan çok önemli bir bilgi olarak hazır gıda sektörüne olan bakış açımız konusunda biraz daha bilinç kazanmamızı sağlıyor.

Buradan anasayfaya dönebilirsiniz. Buradan tavsiye edilen belgesele ulaşabilirsiniz.

Okumalısın!

İnsanoğlunun Yeni Uzvu: Cep Telefonları

Bugün neredeyse herkesin elinde bir akıllı telefon mevcut. İş için kullanılan ikinci telefonları bu hesaplamaya dahil etmiyorum bile. Hatta bu durum öyle bir hal...

Can Sıkıntısı Neden Can Sıkar?

''Canım sıkıldı'' ifadesini kullanmayanımız yoktur sanırım. Peki ama nedir bu şiddetle kaçınmaya çalıştığımız can sıkıntısı? Bugün üzerine çok konuşulmayan ve konuşmayı da çok sevmediğimiz...

Sınav Kaygısıyla Başa Çıkma Rehberi

Sınav kaygısı yaşamayanımız yoktur sanırım. Fakat nedense herkes var olan sınav kaygısıyla nasıl başa çıkacağını düşünür ama kimse neden sınav kaygısı yaşadığını düşünmez! Beni...

Bizi Takip Edin!

33,313BeğenenlerBeğen
12,345TakipçilerTakip Et
44,123TakipçilerTakip Et
5,554AboneAbone Ol